çocuğumuzu tanıyalım

Anne Bebek Yorum Yapılmamış »

Çocuğumuzu Tanıyalım

Çocuğumu Tanıyor muyum?

Önemli NOT: Bu değerlendirmeyi kullanmak için çocuğunuzun gelişiminin kendini tanıyıp/tanıtabilecek hale gelmiş olması gerekir. Değerlendirmeyi sadece çocuğunuzu tanımakta ve gelişimine destek olmakta bir araç olarak kullanın- tek kıstas olarak değil. Unutmayın ki çocuğunuz en esnek yıllarında ve birçok değişimle yoğrulmakta…

Çocuğum İçe mi Dönük?

Çocuk;

Sessiz duruşuyla anlamadığı zannı yaratıyorsa,

“Sen söyle!..” tutumundaysa,

Aynı anda çok soruyla karsılaştığında bocalıyorsa,

Söylenen şey üzerinde düşünmek ve yanıt vermek için zamana gereksinme duyuyor ve bu zamanı kazanmak için genelde klasik cevap olan “Olur…” şeklinde cevap veriyorsa,

İletişim kurabilmek için birlikte sessiz yürüyüşlerden hoşlanıyorsa,

Not tutmak, görsel yardımcılar kullanarak öğrenmek hoşuna gidiyorsa,

Tek arkadaşla tanışmayı bir gurubun içine girmeye tercih ediyorsa,

Gurup eylemleri sonrası çok yorgun düşüyorsa, (çocuklar oyunla öğrendiklerinden en içe dönükleri bile oyuna dahil olabilmek için grup içine girmeye razı olurlar AMA bu onların yapılarının tersine olduğundan çok enerji harcamalarına sebep olur…) Bu çocuklar yetişkin yaslarında yalnız yada tek arkadaşla olmayı tercih ederler. Örnek olarak da doğum günleri verilebilir. Hangi çocuk doğum günü partisi olsun istemez ki… Ama bu çocuğun yapısının tersiyse iki dakika sonra yatağının altına saklanırken bulabilirsiniz.)

Üzerinde çalıştığı şeyin sekteye uğratılmasına tepkisini yumuşatabilmek için önceden uyarılar verilmesi gerekiyorsa,

Rutin değişikliklerinden hoşlanmıyorsa ve etkileniyorsa,

Dikkatini dağıtacak şeylere karşı kendini kapatıyorsa (Sık sık “duymazlıktan gelme” uyarılarına muhatap oluyorsa.)

Yabancıların yanında tetikte ve tedirginse,

Tartışmalara katılmak istemezse.

Çocuğum Dışa mı Dönük?

Çocuk;

Ansızın bir takım fikirlerini bildiriyor, her uyarıyı/olayı aynı ilgiyle izlemiyorsa,

Bilgi paylaşımında istekliyse,

Çekinmeden fikrini bildiriyorsa,

Konudan ziyade yer ve zamanın çekiciliğine bağlı olarak fikir tartışmasına katılıyorsa,

Her cins/yaş arkadaştan hoşlanıyorsa,

Sessiz (tek başına) zaman geçirmekte zorlanıyorsa,

Bir süre hareketsiz oturması gerekirse, bu surenin bitiminde enerji harcamak gereksinimi izleniyorsa,

Yabancılara yaklaşmakta çekingen değilse,

Enerji doluysa… “Dur! Otur!” uyarıları genelde boşa gidiyorsa.

Yeni eylemlere ve olgulara açıksa,

Duygularını yansıtmak için kelimeler kullanmak gereksinimi hissediyorsa,

Dikkatini dağıtacak olayları tepkiyle karşılamıyorsa…

Çocuğum Duygusal mı?

Çocuk;

Başkalarının onaylamasına gereksinim gösterir,

Takdir edildiğini duymak ihtiyacındadır,

Velinin “Ben” seklinde yaptığı cümlelere acıktır. “Sen” li cümlelerine karşı tepkili…

İncitmeyici cümleler yapmaya çalışır,

Bazen çok mızmızlık yaptığı damgasını yiyebilir. Duygularının adreslenmesinde yardıma ihtiyaç gösterir,

Değişikliklere genelde davetkardır,

Davranışını düşünmesi istendiğinde itirazda bulunabilir,

Eleştiriyle ve insani davranışı birbirinden ayırmakta zorluk çekebilir,

Başkalarının (kendisininkinden farklı) fikirlerini dinleyebilmek için yardıma ihtiyaç hissedebilir,

Kendi yaptıklarını değerlendirmede başkalarının değerlendirmesine ihtiyaç hisseder,

Kendi kabullenmektense başkasını razı etmek isteği doğasındadır,

Özgüveni bir olayla yıkılabilir. Olayın peşinden tekrar kuvvetlenebilmek için “Yaslı zaman” geçirme gereksinimi duyar.

Çocuğum Algılamacı mı?

Çocuk;

Çeşitli algılamanın içermesiyle öğrenimden hoşlanır. Örneğin ses, temas, tat, sesler…

Adım adım ve tutarlı bir hızla çalışmayı sever,

Dolaylı değil belirgin komutlardan hoşlanır,

(örneğin yazıda ve resimde) Detayları kolay yakalar,

Sözlü açıklamaktan ziyade kollarını sıvayarak girişebileceği türden deneyimlerle öğrenmeyi sever,

Ayrıntıların ait olduğu esas fikrin hatırlatılmasında yardıma gereksinimi olur (örneğin yapacağımız deney için numuneleri niçin topladığımızı hatırlatmak gibi*),

çocukların stresinin ne kadarı bizden kaynaklanıyor?

Anne Bebek Yorum Yapılmamış »

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Çocukların Streslerinin Ne Kadarı Bizden Kaynaklanıyor?

Uyandığında kendini yatağında bulamayan, alışverişte, akraba gezisinde uykusu geldiği ya da acıktığı için huzursuzlanan çocuklar… Fiziki ihtiyaçlarından çok neyi arıyor ve bulamadığı için tatminsizlik gösteriyorlar?

Yetişkin hayatlarının son derece hızlandığı ve streslere bulandığı bir cağdayız. Biz yetişkinler bunları anlayabiliyor, birbirimizle konuşmalarımızda karşılıklı anlayış gösterebiliyoruz.

En basitleri hepimizde olan türden; “Aksama ne pişirsem ki?”, “Yarın önemli bir toplantım var”, “bir akrabam hasta”, “Ya parayı çıkıştıramazsam…”

Çocuklarımız bu gibi durumların içine bizim tarafımızdan dolaylı olarak getiriliyorlar, üstelik olayı kendi boyutunda değerlendirme yeteneğini henüz edinmediler. Onlar yüzümüzde huzur ve günlük yaşantımızda rutin arıyorlar. Yumuşak oyuncağına sarılıp yumuşaklığını tanıdığı yatağında olmak, tanıdık yüzleri görmek, uyuduğunda uyanacağı yeri bilmek huzur veriyor onlara. Derdi olduğunda bizden yardım almak istiyorlar, bizden çözüm bekliyorlar.

Kendimle baş başa kaldığımda uzun suredir bir şarkının sözlerini mırıldıyor beynim… “Eksilmesin yüzünden o tebessüm, o bahar…”

Bu şarkı ile streslerimi çocuklarıma taşımamayı hatırlıyorum. En yorgun ve üzgün olduğum, en kızgın ve çaresiz hissettiğim anlarda geliyor şarkının sözleri dudaklarıma… Yüzümüzdeki gerilimin kaynağını bulmaları, çözümlemeleri imkânsızken hatırlatıyor… Onların bizden kaynaklanan stres yaratmaya hakkımız yok, çünkü henüz bu karmaşayı çözebilecek ne yaşam deneyimleri, ne de bilgileri mevcut. Hoş çoğu zaman yetişkinliğimize rağmen biz bile çözümleyemiyoruz, sancılanıp kalıyoruz.

“Anne iyi misin?” sorusuyla stres sergilerken yakalandığımızı anladığımızda;

dayakçı anne olmamak için..

Anne Bebek Yorum Yapılmamış »

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Dayakçı Anne Olmamak İçin…

Dayakçı bir anne olmayı hiç istemiyorum. Ama, dört yaşındaki oğlum herkesi rahatsız edici davranışları ile beni zıvanadan çıkartıyor.oğlumun zarar verici davranışlarını ortadan kaldırmak, başkalarına saygılı birisi olarak yetiştirmek istiyorum. Ceza vermekten nefret ediyorum. Ama bunu yaptığımda, hiç olmazsa işe yarasın. Pratik önerileriniz var mı?

Ceza vermekten nefret etmeyen anne-baba pek az. Cezanın tam ne işe yaradığını, nasıl etkilediğini bilmediğinizde, hem pek sevmediğiniz bir işi yapmış, hem de yaptığınız hiçbir işe yaramamış oluyor. O zaman, hem cezadan, hem kendisinden nefret etmeye başlayan anne-baba da pek çok. Birkaç temel ilkeyi buraya aktarayım:

· Verdiğiniz ceza çocuğun anlayabileceği düzeyde olsun. Çocuğunuz hangi davranışının neden cezalandırıldığını anlayabilecek yaşa gelene kadar ceza yöntemini kesinlikle kullanmayın. Çocuklar cezanın anlamını en erken 2 yaş civarında, dil gelişimindeki hamlelere paralel olarak kavramaya başlarlar. Çocuk ne için cezalandırıldığını bilemediği için, cezalandırıldığı davranışa benzer davranışların hepsinden vazgeçer. Gelişimi için gerekli olabilecek keşif duygusunu da yok etmiş oluruz. iki yaşının altındaki çocuklarda, klasik disiplin için aceleci olmayın. Uyku-beslenme düzenini tutturmak, keşif davranışı için gereken güvenliği sağlamak, ona örnek oluşturacak şekilde davranmak yetip de artabilir.

· Verdiğiniz cezalar etkili olsun. Uygulamalarınız etkili olmuyorsa ne yaptığınızı bir kez daha düşünün. Bir yerde hata yapıyor olabilir misiniz? Çocuğunuz konuşmaya başladıkça onu da bu sürece dahil edebilirsiniz. Kendisini kontrol edebilmesi için neyin işe yarayacağını, kendisini kontrol edemediğinde ne yapmanız gerektiği hakkında fikrini sorun ( verilen her fikir uygulanmak zorunda değildir, unutmadan). Geleneksel olarak dayakla cezalandırılan durumlarda, mola yönteminin dayaktan daha etkili olduğunu gösteren bir çok çalışma var.

çocuklu hayat

Anne Bebek Yorum Yapılmamış »

Çocuklu Hayat - Çocuklu yaşam nasıl bir çelişkiyi içinde barındırır, anne ve baba olmak nedir, sorularıyla başlarsak?.. Anne ve baba olmak ayrı bir ruhsal durumu temsil ediyor. Özellikle, anne-babanız hayattaysa, aynı zamanda çocuksunuz, aynı zamanda da kendi çocuğunuz var. Bu tür bir çelişkiyi de getiren bir ruh hali içerisindesiniz. Dolayısıyla, özellikle küçük çocuk anne-babaları açısından; içinde olunan duruma yakından bakmak, kendimizi yakından gözlemek için, anne ve baba olmak kişisel gelişimimiz için önemli bir fırsat.

hayalinizdekini değil çocuğunuzu keşfedin

Anne Bebek Yorum Yapılmamış »

Anne-çocuk bağı daha gebelik sırasında oluşmaya başlar. Anne, karnındaki çocuğun, fizyolojik ve psikolojik kişiliğini adeta boş bir kâğıda resmeder. Anne karnında çizilmiş bu resmi sakın karalamaya çalışmayın.

Bebeğini ‘Ailenin en çirkini bu!’ diye seven kişi*den hep nefret etti.

Anne doğmamış, kendi hayal ürünü olan bu ço*cuk ile konuşur, dertleşir. Bu resim, annenin; ümitleri*ni, hedeflerini yansıtır. Ya da annenin ulaşılamadığı hedeflerin getirdiği hayal kırıklıklarını, ya da kendinde olmasını istemediği bazı özelliklerini ve korkularını yansıtır. Henüz doğmamış olan bu çocuk, annenin korku ve kaygılarına, kendisinde olmasından utanç duyduğu bazı özelliklerine göre resmedilmişse; do*ğum sonrası bebeğin reddine varabilecek bunalımlar yaşanabilir.

Üç yaşındaydı, annesi sürekli uyarıyordu;
Ne dedin bakiyim! Duymamış olayım!
Hoşbulduk de!
Güzel konuş kızım
Doğru otur kızım!

Anne, Z’nin halalarına benzediğini, kendisine hiç benzemediğini çok sık tekrarlıyordu. Z’nin hala kızı mental retarde idi. Bir hala astımlı idi. Z’nin en basit rahatsızlığında, anne önce astım ve mental retardasyona ait bir belirti olup olmadığı endişesini taşıyordu.

Z annesinin endişe ye korkularına göre resmedilmişti ve 3 yaşına gelmesine rağmen hala annesi tarafından benimsenmediği ve kabul görmediği anlaşılıyordu.

Ulaşamadığınız Hedefe Sizin Gibi O da Ulaşamayabilir. O Sizin Hedefinizdi. Birakın O’nun Kendine Özgü Bir Hedefi Olsun

Çocuk, annenin ulaşamadığı hedeflere göre res*medilmişse; onu arzulanan hedefe ulaştırma çabaları ile üzerinde aşırı baskı kurulmaya çalışılır.

Bir röportajı sırasında, pop müzikteki başarısı ka*dar yaratıcı ruhu ile kendini tüm Türkiye’ye kanıtlamış olan Sezen Aksu:

— Hayatım boyunca kendimi anne ve babama ka*nıtlamak için uğraş verdim. Geçen seneye kadar ba*bam Ziraat Fakültesi FKB* den kalma derslerimi verip mezun olmam için baskı yaptı, diyordu.

Bu baskı ile çocuk kendini aşırı programlamaya zorlanır.

Yatağını toplamadan güne başlayamazdı. O gün yatağını toplamayacak, kendine rahat olmayı öğretecekti. Bütün gün, bu yüzden huzursuz oldu. Eve gelir gelmez, yatağını topladı.

Çocuk YetİŞtİrmenİn Altin Kurallari

Anne Bebek Yorum Yapılmamış »

Başarılı, kendine güvenen, ahlaki değerlere bağlı, saygılı, iyi eğitimli ve mutlu çocuklar yetiştirmek … Herhalde tüm anne ve babaların en büyük hayali. Çocuk yetiştirmenin tarifi pek kolay olmasa da belirli konularda oldukça net ifadeler kullanılabilir. İşte bunlardan bazılarını aşağıda bulacaksınız.

1- Ona sınırsız sevgi verin :

Bunu yazmamıza gerek yok mu? Siz zaten yeterince çocuğunuzu seviyorsunuz! Hem de şartsız, kuralsız, hiçbir şey beklemeden … Çok normal, çocuğunu sevmeyen anne baba olamaz zaten. Ama bu sevgi sürekli kontrol altında tutulmalı ve paylaşılmalı. Sevgiyle oyun oynanmaz! Bilinçli bir şekilde ihmalkarlık yada ceza olsun gibi nedenlerle çocuğunuza olan sevginizi zaman zaman azaltma lüksünüz yok!


Bazen çocuğunuza aşırı sinirlenip onu bırakıp kaçmak isteyebilirsiniz ama sevginizde hiçbir zaman azalma olmaz. Çocuğunuz, onu her zaman aynı derecede sevdiğinizi bilmelidir. Ancak bu şekilde size güvenebilir ve kendini yanınızda güvende hisseder. Bu iki duygunun, çocuğunuzun gelişimi ve eğitimi için çok önemli olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın. Sevgi, sıcaklık, güven de tıpkı yemek ve içmek gibi çocuğunuzun temel ihtiyaçları arasında yer alıyor. Bunları onlara yeterince verdiğinizde, eğitimde hiçbir şey ters gitmez.

2- Ona inanın ve güvenin :

Reşit olana kadar çocuğunuzun kendine bakamayacağı ve o yaşa gelene kadar aklının bilgilerle tıkabasa doldurulması gerektiği fikrinden artık vazgeçin. Çocuğunuzun bazı özel yetenekleri olduğuna güvenin ve onu bu yeteneğini geliştirmesi için destekleyin.

Genellikle çocukların becerileri hafife alınır. 4 yaşındaki çocuğun tek başına kibrit yakamayacağından eminizdir. Yada 6 yaşındaki bir çocuğu, hava durumundan veya yemeklerden söz ederken ciddiye almamak konusunda kararlı davranırız. Kendi düşüncelerimiz her zaman kusursuzdur! Çoğu zaman anne babalar çocuklarına o kadar güvensiz davranırlar ki, çocuk ergenlik dönemine gelse bile tencereden tabağına yemek alamayabilir. Çünkü bunu onun için her zaman annesi yapmıştır.

Bir gün her şeyi çocuğunuz için yapmaktan sıkıldığınızda onu birdenbire düzensizliğin ve yalnızlığın içinde, tek başına bırakıverirsiniz. Peki sonuç? … Çocuklarınız şaşkın, sudan çıkmış balık misali!… Belki bu tabir size kötü gelecektir ama, çocuğunuza güven duyabilmek için biraz daha sert olmalısınız. Çocuklarınıza kendi kararlarını vermeleri, sorunlarını çözmeleri ve düşüncelerini dile getirmeleri için cesaret aşılamalısınız. Çok fazla tehlike yaratmayan olayların sonuçlarını yaşamaları için onlara güvenin, inanın.

3- Dayanıklılığını arttırın :

Bazen sınırlar koymakta zorlanabilir yada korumasız çocuğunuzu kendi yetişkin -bencil- iradenize uyması için teşvik ederken suçluluk duyabilirisiniz Ancak, onun tüm isteklerini yerine getirmekle çocuğunuzun gelişimine katkıda bulunmuyorsunuz. Çocuklar kurallara gereken değeri veriyorlar. Çünkü kurallar onları olgunlaştırıyor. Sınır ve kurallarla karşı karşıya kalmayan çocuk, kendini hiçbir zaman gerçek anlamda özgür hissedemez. Öyleyse anne ve babalar, çocuklarına neleri doğru neleri yanlış bulduklarını söylemeli ve söylediklerinde tutarlı davranmalı. Çocuklar kendi kararlarını verebilmeli. Tabii üç yaşındaki bir çocuktan da görgü kurallarını tek başına öğrenip bunları uygulamasını beklemek doğru olmaz. Bu nedenle insanların arasında burun karıştırmanın doğru olup olmadığı sonucunu kendisinin çıkarmasını ondan istememelisiniz. O her zaman sizden bir uyarı ister.

4- Ekip olarak çalışın :

Çocuğunuzun Zeki Olması İçin…

Anne Bebek Yorum Yapılmamış »

Çocuğunuzla daha çok vakit geçirin, onunla daha çok oyun oynayın; çocuğunuz daha zeki olsun.

Çocuğunuzun Zeki Olması İçin Beynin gelişimi gebeliğin ilk ayında başlıyor ve bebek 3-4 yaşına gelene kadar büyük bir hızla devam ediyor. Çocukların zeka gelişiminde, onlarla vakit geçirmenin ve oyun oynamanın önemine dikkat çeken uzmanlar, onları televizyonun zararlı etkilerinden uzak tutmak gerektiğini hatırlatıyor.

Oyun çocukların temel bir gereksinimidir..

Anne Bebek Yorum Yapılmamış »

Bir zamanlar çocuklar sabahtan akşama kadar sokaklarda oyun oynardı. Koşar, atlar, zıplar, aktif hayal güçleri ile sayısız oyun ve öyküler üretirlerdi. Günümüz çocukları ise bu şekilde oynama fırsatını çok az bulabiliyorlar? Bunun nedenleri neler olabilir? Geçmişten günümüze neler değişti?

Çocukların eskisine nazaran daha az oyun oynamalarının nedenlerinden bazıları:

Günümüz çocukları her gün saatlerini televizyon izleyerek, video ve bilgisayar oyunları oynayarak geçiriyor.

Akademik baskılar ve sınav stresi neredeyse okul öncesi dönemde başlıyor.

Yetişkinlerin organize ettiği kurslar ve benzeri gibi faaliyetler çocukların gününü fazlasıyla dolduruyor.

Çocukların güvenle oynayabileceği boş, yeşil alanlar her geçen gün daha da azalıyor.

Oysa araştırmalar aktif ve hayal gücü dolu oyunların çocuklar için eğlenceden çok daha fazlasını sağladığını ortaya koyuyor. Oyun çocukların zihinsel, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimini destekliyor. Oyunun çocuk için yararları o kadar fazla ki, çocukluk döneminin her gününün aslında bir oyun günü olması gerekiyor.

Oyunun ne gibi yararları vardır?
Çocuğun kendi inisiyatifi ile kurduğu oyunlar öğrenme ve okul başarısının da temellerini hazırlar. Çocuklar oyun yoluyla başkaları ile etkileşimde olmayı öğrenirler, dil becerileri gelişir, sorunları belirleme ve çözümleme becerileri artar ve insan olarak sahip oldukları potansiyeli keşfederler.

Kısacası oyun çocuklara içinde yaşadıkları dünyayı anlamlandırmaları ve bu dünya içerisinde kendi yerlerini bulmalarına yardımcı olur.

Oyun oynamanın sayısız yararlarından bazıları:

Fiziksel gelişim
Oyun oynarken yapılan hareketler çocuğun duyusal motor gelişimini kolaylaştırır. Hareketli oyun, günümüzde giderek yaygınlaşan bir sorun haline gelen çocukluk çağı obezitesini önlemenin doğal bir yöntemidir.

Okul performansı
Oyun ile sağlıklı zihinsel gelişim arasında dolaysız bir ilişki vardır. Oyun ileride okuma ve yazma konusundaki okul başarısının temellerini atar. Çocuğun soyut bilimsel ve matematik kavramlarının gelişmesine yardımcı olan gerçek yaşam malzemeleri ile birebir deneyimler yaşamasını sağlar. Oyun hayal gücü ve yaratıcı sorun çözme becerilerinin gelişimi açısından büyük bir önem taşır.

Çocuklar hakkında ilginç inanışlar…

Anne Bebek Yorum Yapılmamış »

Zamanı gelmesine rağmen yürüyemeyen veya konuşamayan çocuklar için Anadolu’nun birçok yöresinde ilginç inanış ve adetler bulunuyor

Kocaeli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Işıl Altun, çocuğun bir buçuk yaşına geldikten sonra yürüyememesi veya konuşamamasının aileyi telaşlandırdığını söyledi.


Bu yüzden birçok yörede çocuğun yürümesi veya konuşması için birtakım inanışlarla ilginç yöntemlere başvurulduğunu kaydeden Altun, çocuğun yürümesi için en yaygın inanışın ”köstek kesme” olduğunu dile getirdi. Altun, şunları söyledi:
”Bu adet gereği, çocuğun iki ayağı iple birbirine bağlanır ve sonra da bu bağ kesilir ve çocuğun yürüyeceğine inanılır. Genellikle cuma namazından çıkan birine köstek kestirilir.
Orta ve Karadeniz Bölgesi’nde köstek kesen kimsenin tez canlı ve atik olması tercih edilir.
Güney Anadolu’da yörüklerde, devenin çanından çocuğa su içirilir. Çocuğun iki ayağını birleştiren ipe ekmek dizilir ve bir köpeğin ekmeği yemesi sağlanır.
Tekirdağ’da çocuk kolay yürüsün diye cuma günleri koltuğu altından tutularak sallanır.
Sivas Diktaş, Divriği ve Küpeli’de ayağına kırmızı iplik bağlanan çocuğun önüne şeker ve üzüm konulur. İki delikanlı gelir biri çocuğun önündekileri alıp kaçar, öteki çocuğun ayağındaki ipi kestikten sonra arkadaşını kovalar.”

İkizleri “ikiz” gibi giydirmeyin!

Anne Bebek Yorum Yapılmamış »

Fiziki görünümleriyle birbirlerine benzeseler bile iki farklı birey olan ikizlere aynı kıyafetlerin giydirilmemesi ve aynı saç modelinin uygulanmamasının daha doğru olacağı belirtiliyor

Aynı elbise ve saç şekilleriyle çok sevimli görünen ikizlerin farklı bireyler oldukları ilk görüşte akla gelmez. Uzmanlar, anne babaların, çocuklarının farklı bireyler olduklarını gözardı etmeden davranmasını istiyor.

Çocuk ve genç psikiyatrisi uzmanı Doç. Dr. Mücahit Öztürk şunları kaydetti:
”Aileler, çoğunlukla ikizlere aynı kıyafeti giydirme, aynı saç modelini uygulama, aynı oyuncakları alma, aynı yatakta yatırma ve aynı sınıfta okutma gibi tutumlar sergiliyorlar. Böylece, dış görünüş olarak aynı olan ikiz çocuklar, daha sevimli ve ilgi çeken bir hal alıyor. Bu durum da anne, baba ve çevredekilerin hoşuna gidiyor. Ancak, çocuğun kimlik gelişimi sürecinde dışarıdan yönlendirilen bu benzeştirme çabaları, sağlıksız sonuçların ortaya çıkmasına neden olabiliyor.”

YAPAY BENZEŞTİRME ÇABALARI
Farklılığı yok etmeye yönelik bu tip tavırların, çocukların ruhsal özelliklerini hiçe saydığı için bireyselleşmelerinin önünde büyük engel teşkil ettiğini dile getiren Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Her çocuğun kendi ruhsal özellikleri yörüngesinde bireyselleşmesine ve kişiliğinin gelişmesine fırsat tanınmalıdır. Bu fırsatı tanımanın en iyi yolu da, ikizlerin farklılıklarını kabul ederek yapay bir benzeştirme çabası içine girmemektir.

Tasarım:FoxTheme & Photoshop Brushes | bebekler, bebek resimleri, bebek bakımı

zayıflama x diyet x kadın